Year in Tech 2026: Yapay Zekâ, Yaşayan Zekâ ve Belirsiz Gelecek

4–5 minutes

Merhaba,

Bugün, yılın son günlerinde Harvard Business Review tarafından kasım ayında yayımlanan “Year in Tech 2026” kitabından seçtiğimiz bölümlere göz atacağız.

Kitap, 2026 yılına ilham vermesi için seçtiği makaleleri üç ana başlık altında topluyor:

  • What’s Coming Next in AI?
  • Tech Stories with Big Impact
  • Predicting and Building the Future of Your Company

Dilerseniz, bu bölümler içerisinden seçtiğimiz makalelerle kısa bir 2026 vizyonu oluşturalım.


Agentic AI: Proaktif Yapay Zekâ

Stratejist ve ekonomist Mark Purdy, bu senenin ilk makalesinde Agentic AI’ın ne olduğu ve nasıl bir dönüşüme işaret ettiği üzerinde duruyor.

Purdy’ye göre Agentic AI’ı tek bir kelimeyle tanımlamak gerekirse, bu kelime “proaktiflik” olur. Bu proaktif ajanlar, hedeflere ulaşmak için sürekli ve sabit bir insan yönlendirmesine ihtiyaç duymadan hareket edebiliyor. Granüler seviyeye inen görev uzmanlıkları, yapay zekâ destekli faaliyetlerin etkinliğini ve inovasyon kapasitesini önemli ölçüde artırıyor. Geniş araştırma ortamlarını çok kısa sürede tarayabilen bu sistemler, yeni çözümlere ulaşmayı ciddi biçimde kolaylaştırıyor. Son dönemde gelişen bilişsel akıl yürütme yetenekleri sayesinde, önceki üretken yapay zekâ formlarına kıyasla hata toleransı ve karar kalitesi açısından belirgin biçimde ayrışıyorlar.

Agentic AI ürünlerinin potansiyel kullanım alanları; müşteri ilişkileri yönetiminden üretim ve satış desteğine, hatta sağlık uygulamalarına kadar uzanıyor. Ancak bu tür sistemlerin başarılı olabilmesi için öncelikle net, ölçülebilir, ulaşılabilir ve geçerli hedefler ile alt hedeflerin doğru biçimde tanımlanması gerekiyor. Bu hedefler, ürün ve proje geliştirme aşamasında açık biçimde yapılandırılmalı.

Karar sürecinin uygun yapılarla desteklenmesi, Agentic AI sistemlerinin taşıması gereken bir diğer kritik özellik. Öğrenme setlerinin gerçek dünya pratikleriyle beslenmesi; doğru sınırlamaların ve koruma önlemlerinin alınması, kritik karar anlarında hatalı çıktıları önlemek açısından hayati önem taşıyor.

Son olarak, tıpkı ekip kurarken olduğu gibi, Agentic AI sistemleri arasında seçim yapılırken de yöneticilerin doğru görev için doğru ajanı görevlendirmesi gerekiyor.


Yaşayan Zekâ: Yeni Büyük Paradigma

Şimdi de Amerikalı fütürist Amy Webb’in, Türkçeye “Zekâyı Yaşamak: Yeni Büyük Paradigma” olarak çevrilebilecek yazısına göz atalım.

Webb, öncelikle yaşayan zekâ kavramını tanımlıyor. Yeni gerçekliğimiz; hissedebilen, öğrenebilen, adapte olabilen ve gelişebilen sistemler. Geçmişin durağan yapılarından bu özellikleri barındıran sistemlere geçişimiz; yapay zekâdaki ilerlemeler, sensör teknolojilerindeki gelişmeler ve biyoteknolojide yaşanan devrimler sayesinde mümkün oldu.

Yaşayan zekâ, patlayarak büyüyen bir inovasyon döngüsü yaratırken, birçok sektörü tehdit ediyor ve aynı zamanda tamamen yeni pazarların ortaya çıkmasına neden oluyor.

Peki, organizasyonlarımızı yaşayan zekâ çağında başarılı olacak şekilde nasıl yönlendirebiliriz?

  • İlk adım olarak, yaşayan zekâ konusundaki gizemi tüm organizasyon için ortadan kaldırmamız gerekiyor. Özellikle üst düzey yöneticilerin; yapay zekâ, gelişmiş sensörler ve biyomühendisliğin birlikte çalışarak “yaşayan zekâyı” ortaya çıkardığını net biçimde kavraması şart.
  • Değer üretmek ve kapsayıcı bir dönüşüm sağlamak için liderlerin stratejik öngörü geliştirerek, yaşayan zekâ ekosisteminde kendilerini nasıl konumlandıracaklarını ve bunun mevcut ürünler ile süreçleri nasıl etkileyeceğini belirlemeleri gerekiyor.
  • İlk aşamada, iki ya da üç yüksek etkili kullanım senaryosunun test edilmesi öneriliyor. Yaşayan zekâ yaklaşımı, organizasyon genelinde bir zihniyet değişimi gerektiriyor. Bu nedenle yöneticilerin eğitim ve deneyim inisiyatiflerini önceliklendirmesi; çalışanların bu teknolojilerle birlikte etkin biçimde çalışmasını sağlaması kritik önem taşıyor.
  • Ayrıca yaşayan zekânın şirket içinde yaratacağı dönüşümün sürekli izlenmesi gerekiyor. Bu yaklaşım, inovasyon ateşini yakarken şirketlerin beklenmedik bir çevikliğe ulaşmasına da olanak tanıyabilir. Ortaya çıkan ürünler, dış dünyaya uyum sağlamaya çalışmak yerine, çoğu zaman kendi geleceklerini tanımlayan bir yapıda olacaktır.

İş Hayatının Geleceği: Belirsizlik Üzerine Uzlaşı

Year in Tech 2026’nın “Predicting the Future of Your Company” bölümünde ise HBR’ın 570 uzmandan topladığı verilerle, geleceğin iş ortamına dair bir tahmin sunuluyor.

Uzmanların üzerinde uzlaştığı temel nokta şu: İş hayatının geleceği hiç de net değil. Farklı disiplinlerden gelen girişimciler, ekonomistler ve gazeteciler, geleceğe aynı perspektiften bakmıyor.

Girişimciler genel olarak iyimser bir tablo çizerken, ekonomistler daha kuşkulu bir yaklaşım sergiliyor. Gazeteciler ise — pek de sürpriz olmayan şekilde — otomasyon ve yapay zekânın etkileri konusunda en karamsar grup olarak öne çıkıyor. Ekonomistler, gazetecilerin aşırı karamsar olduğunu düşünürken; teknoloji girişimcilerinin de beklentilerini fazlasıyla abarttığını savunuyor.

Ekonomistler, büyüme karşıtı yaklaşım fikrine şiddetle karşı çıkıyor ve bunu kurumsallaşmış yoksulluk olarak tanımlıyor. Özellikle iklim değişikliği ve küresel eşitsizlik gerekçeleriyle ekonomik büyümenin sınırlandırılmasına mesafeli duruyorlar.

Teknoloji girişimcileri ise kendilerini, gelişmiş teknolojiler hakkında söz söyleyebilecek tek grup olarak konumlandırıyor. Diğer grupların — özellikle “dinozor” olarak nitelendirdikleri politikacıların — bu dönüşümü tam anlamıyla kavrayamadığını düşünüyorlar.

Ortaya çıkan tablo, farklı disiplinlerden profesyonellerin, kendi “saha çerçeveleri” nedeniyle teknoloji ve yapay zekânın iş hayatını nereye taşıyacağına dair bakışlarının grup içinde homojen, gruplar arasında ise oldukça heterojen olduğunu gösteriyor. Buna ek olarak, yaklaşmakta olan hiper zekâya sahip yapay zekâlar ve motor algılara sahip robotların yükselişi, bu algı karmaşasını daha da derinleştiriyor.

Birinin ütopyası, diğerinin distopyası hâline geliyor.


Gelecek Nasıl Olacak?

Bu belirsizlik ortamında belki de asıl soru artık “Gelecek nasıl olacak?” değil,
“Geleceğin nasıl olmasını istiyoruz?”

Böylece iş hayatının geleceği tartışması; değerler, politikalar, ideolojiler ve tasarım tercihleri dünyasına taşınıyor. Artık bu konu, yalnızca soğuk bir trend analizi meselesi değil.

Evet, bu yazıda “gelecek bilinemez” gibi bir sonuca vardık. Ancak başlığın yarattığı beklentiyi de karşılamak adına, geçtiğimiz yıl Academy of Management’ta fütüristler tarafından paylaşılan bir gelecek vizyonunu sizlerle paylaşarak yazıyı tamamlayalım.

Herkese iyi seneler.
Yapay zekânın post-truth çağına yavaş yavaş girdiğimiz bu dönemde, yıkıcı değişimin daha mutlu bir insanlığı beraberinde getirmesi dileğiyle 2026’yı karşılayalım.

Bu makale gerçek bir insan tarafından yazılmıştır ancak son haline getirilirken sayfa düzeni, imla kuralları ve anlaşılırlığın arttırılması amacıyla üretken yapay zeka desteği alınmıştır.


Discover more from Dr. Ömer Zeybek

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a comment

HAKKIMDA

Türkiye’nin önde gelen perakende zincirlerinden birinde veri bilimi ekibine liderlik ediyorum. Ayrıca veri bilimi master programlarında istatistik konusunda dersler vermekteyim. Amatör olarak da fotografçılık ile ilgileniyorum. Bu blog sitesinde yukarıda saydığım alanlarda bir çok yazımı paylaşmayı hedefliyorum…