Sekiz milyarlık bir Dünya’nın yüzde biriyiz…

TÜİK 11 Temmuz Dünya Nüfus Günü nedeniyle ülkemizin Dünya demografisi üzerindeki yerini gösteren istatistikleri yayınladı.

552 words
2–4 minutes

“Dünya Nüfus Günü”, gezegenimiz üzerinde yaşayan nüfusun 5 milyarı aştığı gün olan 11 Temmuz 1987’nin şerefine Birleşmiş Milletler tarafından 1989’da uluslararası bir gün olarak kabul edildi. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu her sene bu tarihte yayımladığı “Hayatlar, Seçimler ve Gelecekler” raporu ile dünyanın demografik trendlerini yorumluyor.

Bugün gezegenimizde 8,2 milyar insan yaşıyor. Bunun yaklaşık 86 milyon kadarı ülkemizde bulunuyor; bu bağlamda dünya nüfusunun yaklaşık %1’ini oluşturuyoruz. Öte yandan bu seviye ile Türkiye 194 ülke arasında kalabalıklık açısından 18’inci sıraya oturuyor. Her üç insandan biri ya Hindistan’da ya da Çin’de yaşıyor (%35). Türkiye’nin de bulunduğu en fazla nüfusa sahip ilk 20 ülke, dünya nüfusunun %68,5’ini barındırıyor — geri kalan 200’den fazla ülkeye ise dünya nüfusunun yalnızca üçte biri düşüyor.

Dünya’nın içerisinde Türkiye’nin yansımasına. bakmadan önce, 2026 nüfus günün temasını; “Gençlerin umutlarını ve özlemlerini gerçekleştirmek – bugün ve gelecek için.” olarak açıklayan BM Nüfus Fonu’nun 73 ülkede 18-39 yaş arasındaki kişilere yaptığı anketten çıkan sonuçları paylaşmak istiyorum. Ankete Türkiye dahil olmamasına rağmen, sorunlar bizim için çok tanıdık.

Gençlerin %70’i evliliği içeren bir yaşam tarzı istiyor; ideal çocuk sayısı ise hemen her bölgede 2. Çocuk sahibi olmanın bir numaralı nedeni de %80 ile “çocukların getirdiği mutluluk”. Peki, gezegenimizde doğurganlık neden hızla düşüyor? Tabii ki sorun tamamen ekonomik. Gençlerin %72’si ekonomik ve konut kısıtlarının onları çocuk sahibi olma kararından vazgeçirdiğini söylüyor. Neden kendinizi ebeveynliğe hazır hissetmiyorsunuz sorusuna, gelen cevaplarda bu durumla paralel, finansal güvence, istikrarlı bir iş ve duygusal hazırlık nedenlerinin hepsi gençlerin %80’inden fazlası tarafından sıralanmış.

Bunun sonucu olarak, Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’da 35-39 yaş aralığında dahi çocuksuz kadın oranı %41 iken erkek oranı %49 ve bu grubun ezici bir çoğunluğu aslında çocuk istiyor. Bu şartlar Dünya nüfusunu kararlı adımlarla yenilenme düzeyi olan 2,1 seviyesinin altına taşıyor.

Bu noktada dilerseniz Türkiye’nin dünya nüfusu içindeki yerini de bakalım. Dünyayı bıraktığımız noktadan, doğurganlık seviyesinden başlayabiliriz. Türkiye’nin doğurganlık hızı (kadın başına çocuk sayısı) 1,42 çocuk ile dünya ortalaması olan 2,24’ün ve nüfusun kendini yenilemesi için gereken 2,1 eşiğinin çok altında. Bu oran ile Türkiye doğurganlık hızının en düşük olduğu 10 ülkenin hemen yakınında konumlanıyor. Artık Türkiye’nin doğurganlık açısından Avrupa ülkeleriyle aynı ligde olduğunu söyleyebiliriz.

Ülkemizde 2001 yılında doğurganlığın en yüksek olduğu yaş aralığı 20 – 24 arası iken 2025 te bunun 25-29 yaş aralığına kaydığını görüyoruz.


Dünyada 65 yaş üzeri nüfusun oranı %10,4 olarak görülürken, Türkiye’de yaşlıların oranı %11,1 ile (9,6 milyon kişi) artık dünya ortalamasının üzerinde. Monako ve Japonya bu oran açısından %30’lar bandında iken, İtalya, Portekiz, Yunanistan gibi ülkeler %25 bandında. Türkiye’de sadece beş senede yaşlı nüfusun %9,5’ten %11’e yükseldiği düşünüldüğünde, ülkemizin yaşlanan nüfusun refahının korunması gibi önemli bir problemle karşı karşıya olduğunu söyleyebiliriz.

Nüfus yaşlanması sadece doğurganlık hızındaki kontrol edilemeyen düşüşten değil aynı zamanda Dünya’da beklenen ömürdeki hızlı artıştan da kaynaklanıyor. Türkiye’de bugün doğan bir erkeğin ortalama beklenen yaşam süresi 75,5 iken, kadınlar için beklenen yaşam süresi 80,7. Öte yandan, bu rakamlarla Türkiye her iki cinsiyet için de dünya ortalamasının üzerinde. Monako, San Marino gibi dar bir nüfus profiline ülkeleri çıkarırsak Avustralya’da kadınlarda doğuştan beklenen ortalama yaşam süresi 84, öte yandan Japonya için bu rakam 88. Yaşam beklentisinin en yüksek olduğu 10 ülke için bakıldığında, ülkelerin her birinde kadınların ortalama 4-6 yıl daha fazla yaşadığı görülüyor. Öte yandan, 4 senedir yoğun bir savaşın etkisi altında kalan Ukrayna’da kadınların ortalama ömür süresinin erkeklerininkini 9,5 yıl aştığını görüyoruz.

Bu bültenin çizdiği portre net: Türkiye daha az doğan, daha geç anne olan, daha uzun yaşayan ve giderek yaşlanan bir ülke. Çocuk ve genç oranlarında dünya ortalamasının altına inmiş, yaşlı oranında ise üstüne çıkmış durumda.



Discover more from Dr. Ömer Zeybek

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a comment

HAKKIMDA

Türkiye’nin önde gelen perakende zincirlerinden birinde veri bilimi ekibine liderlik ediyorum. Ayrıca veri bilimi master programlarında istatistik konusunda dersler vermekteyim. Amatör olarak da fotografçılık ile ilgileniyorum. Bu blog sitesinde yukarıda saydığım alanlarda bir çok yazımı paylaşmayı hedefliyorum…